Psikanalitik/Psikodinamik Terapide Değişim Nasıl Olur?

Psikanalitik çalışmada değişim, yalnızca hissedilen semptomların hafiflemesi ya da kaybolması üzerinden açıklanmaz; kişinin kendini tanıma biçiminde, duygularına yaklaşımında ve ilişki kurma yollarında zamanla ve içeriden gelişen bir dönüşümle ortaya çıkar. Kişinin geçmişiyle şimdisini farklı şekilde anlamlandırmaya ve aynı döngüleri farklı yollarla karşılamaya başlaması önemli bir dönüşümdür.
Gündelik hayatta birçok kişi terapiye “daha iyi hissetmek” için gelir. Bu oldukça anlaşılır bir beklentidir. Ancak psikanalitik yaklaşımda, bu iyi hissetme halini hemen sağlamak ya da şikayeti bir an önce ortadan kaldırmak yerine, o duygunun neden orada olduğunu, ne zamandır orada olduğunu ve neye işaret ettiğini anlamak önceliklidir. Bu nedenle değişim, çoğu zaman yavaş ve katmanlıdır. Kimi zaman kişi, bir duyguyu ilk defa dillendirdiğinde değil; onu birden fazla kez aynı şekilde yaşadığını fark ettiğinde dönüşüm başlar. Zamanla tekrar eden ilişki biçimlerini, bastırdığı duyguları, çocukluktan bugüne sürüp gelen inanç kalıplarını fark etmeye başlar. Bu farkındalık, önce düşünsel bir tanıma, sonra duygusal bir temas haline gelir. İşte bu noktada, aynı şeyleri aynı şekilde yaşama zorunluluğu yavaş yavaş yerini başka bir yolun mümkün olduğuna dair bir hisse bırakabilir.
Değişim, dışarıdan dayatılan değil; içeriden anlamla gelen bir harekettir. Bir gün kişi aynı olaya bambaşka bir tepki verir. Bir başkasının sözü onu artık aynı yerden yaralamaz. Bir zamanlar bastırdığı öfkeyi artık tanır, taşır, ifade eder. Bu değişim, çoğu zaman küçük adımlarla, sessizce olur. Ve belki de en önemlisi, bu değişim kişiye ait bir değişimdir. Bir başkasının önerisiyle değil, danışanın kendi içinden filizlenerek oluşur. Bu yüzden daha kalıcı, daha sahici ve daha sürdürülebilir olur.